GRÜ 2026 Times Higher Education World University Rankings by Subject'te Sıralama...
Üniversitemizde TS EN ISO 9001:2015 ve TS EN ISO 10002 Eğitimleri Tamamlandı
Vali Serdengeçti’den Giresun Üniversitesi’ne Veda Ziyareti
GRÜ Bilim ve Sağlık Topluluğundan İlkyardım Sertifika Eğitimi
Giresun Üniversitesi’nden Giresun’a 100. Yıl Armağanı…
Devlet Konservatuvarı’nda Devir Teslim Töreni Düzenlendi
GRÜ, Fas’ta düzenlenen Türkiye Yükseköğretim Fuarı’nda Öğrencilerle Buluştu
Alucra’da Çiftçilere Yönelik Tarım ve Hayvancılık Bilgilendirme Toplantıları Sür...
"10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü" Dolayısıyla Gazeteciler Cemiyeti'ne Ziyaret.....
Alucra Turan Bulutçu MYO’dan Sokak Hayvanlarına Uygulamalı Destek
Çevrimiçi olarak gerçekleştirilen konferansta, GÜKAM Başkanı Prof. Dr. Ayşen Wolf’un açılış konuşmasının ardından Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Peker de “Dünya Kadınlar Günü”ne atfen duygu ve düşüncelerini dile getirdi.
Hindistan’da 1526-1858 yılları arasında hüküm sürmüş olan Babürlüler Devleti döneminde Türk kadınına atfedilen değer, Türk kadınının toplum içindeki konumu ve devlet idaresindeki etkinliği gibi başlıkların ön plana çıktığı konferansta konuşma yapan Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve GÜKAM Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. H. Hilal Şahin şöyle konuştu: “Babürlüler Devleti`nden önce Hindistan’da 332 yıl varlık gösteren Delhi Türk Sultanlığı döneminde kadının konumunu birkaç cümleyle hatırlamak, önce ve sonraki süreci anlamak açısından önemlidir. Bu dönemde aklımıza ilk gelen isim kuşkusuz Raziye Sultan’dır. Raziye Sultan sadece Delhi için değil Türk tarihi için de oldukça kayda değer bir isimdir. Hindistan tarihinin ilk ve tek kadın hükümdarı olan Raziye Sultan’ın kısa süren yönetim süreci bize, kadının siyasi, askerî ve daha birçok açıdan hangi konumda olduğunu açıkça göstermektedir. O, Hindistan gibi kozmopolit bir coğrafyada sadece bir hükümdar olarak değil bir kadın olarak ayakta kalabilen, kadınlara duyulan güvenin ve kadının gücünün bir timsali olmuştur.”
Bâbürlüler Devleti döneminde kadim Türk kültürünün devam ettiği ve kadının konumunda hiçbir değişimin olmadığı; aksine birçok alanda ön plana çıktıklarının örneklerle sabit olduğunu dile getiren Doç. Dr. H. Hilal Şahin konuşmasına şöyle devam etti: “Bâbürlüler Devleti’nde edebiyattan sanata, tıptan mimariye birçok eserde kadına dair izler bulmak mümkün. Kadınlar kimi zaman bir yazar, kimi zaman bir şair, kimi zaman da dillere destan bir aşkın sembolü, kimi zamanda dönemin estetik anlayışının mimarıdır. İster anne, ister eş, ister kız kardeş olsun birçok hükümdarın yanında fikirleriyle müşküllerini çözen kadınların varlığı Türklerde kadına verilen değerin, dönemin diğer devletlerinden çok üst seviyede olduğunun bir göstergesidir.”
Dönemin önde gelen Begümlerinin sosyal, siyasi ve ilmi hayata katkılarının da aktarıldığı konferans, Hindistan, Pakistan, Afganistan`dan dinleyiciler tarafından büyük ilgi gördü.
Etkinlik soru-cevap bölümünün ardından son buldu.