Üniversitemiz içeriklerini sosyal medyada takip edin!

Facebook Twitter Youtube Linkedln Instagram
Haberler
Ülkemizde 1-7 Mart tarihleri arası Deprem Haftası olarak kabul edilmiştir. Haftanın anlamını, deprem farkındalığı oluşturma ve bilincini kazanma çerçevesinde yorumlamak daha açıklayıcı ve kapsayıcı bir yaklaşım olacaktır.

Haftanın amacı; dünyanın en etkili deprem kuşakları üzerinde yer alan ülkemizde, yaşadığımız acı örneklerini de hatırlayarak deprem gerçeğine dikkati çekmek; her bakımdan hazırlıklı ve daha bilinçli olarak depremle, daha doğrusu kaynağı doğayla birlikte uyum içerisinde bir yaşam kurabilmenin yollarını kavrayabilmektir.    

Son yüzyıllık tarihimizde büyük acılar, izler bırakmış deprem felaketlerine tanık olduk. En somut örneği, 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli yaşadığımız depremlerdi hiç kuşkusuz. Çok geniş bir coğrafyayı etkileyen depremlerde binlerce insanımızı yitirdik. Bugün bizlere düşen öz görev; yaşanan felaketlerin ve kayıpların nedenlerini ve sonuçlarını irdeleyerek, gelecek tasarımları yapmak, hiç kuşkusuz çağdaş bir ülke ve birey olabilmenin gerektirdiği sorumluluktur.
Büyük depremler ve yol açtığı derin izler gösteriyor ki, ülkemiz deprem tehlikesi konusunda çok ciddi tehditler altındadır. Geleceğimizi güvence altına alabilmenin, halkımızı, kentlerimizi, yapılarımızı koruyabilmenin tek koşulu, bilim ve teknolojinin ışığında deprem gerçeğini tüm boyutları ile kavrayıp irdeleyerek, gerekli olan tüm önlemleri alabilmektir. Bu bağlamda teknik önlemleri almak ön koşulsa, diğer bir koşul da, bireyin deprem konusunda bilinçlenmesi ve kişisel hazırlıklarıdır. Kısacası; toplum olarak topyekün afet bilinci kültürünü kazanabilmektir.       

Dünyanın en önemli deprem kuşakları üzerinde bulunan Türkiye’nin yüzölçümünün %66’sı, büyük ölçekli depremlerin yaşandığını gözlediğimiz en tehlikeli alanları kapsamaktadır. Ülke topraklarının %96’sı da değişik büyüklükte deprem tehlikesinin yaşanabileceği yerleri oluşturmaktadır.

20. yüzyılın başından bugüne ülkemiz coğrafyasında 85 yıkıcı deprem meydana gelmiş ve yaklaşık 90 bin vatandaşımız yaşamını yitirmiştir (6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri hariç). 20. yüzyılda büyüklük olarak Türkiye sınırları içerinde gerçekleşen en büyük deprem 1939 Erzincan depremidir. Tarihte pek çok şiddetli depremle sarsılmış Erzincan’ın 1939’da yaşadığı depremde yaklaşık 33 bin insanımız hayatını kaybetmiştir. 27 Aralık 1939 tarihinde 11 ili etkileyen 7.9 büyüklüğündeki merkez üssü Erzincan olan deprem, 20. yüzyılda dünyada gerçekleşmiş olan 8. büyük deprem olarak tarihe geçmiştir. (Veriler: TMMOB 6 Şubat 2023 Depremleri Raporundan)  

Erzincan ili birinci derece deprem bölgesinde yer alıp, Kuzey Anadolu deprem kuşağı üzerinde bulunmaktadır. 1939 Aralık ayının sabah saatlerinde 01.57’de meydana gelen deprem toplamda 400 km2 bir alanda etkili olmuştur. Erzincan depremi Giresun’u da derinden etkilemiştir. Giresun’da diri fay hatları bulunmamasına rağmen, Şebinkarahisar, Alucra ve Çamoluk ilçeleri Kuzey Anadolu fay hattına çok yakın konumda yer almaktadır.

İlimiz coğrafyası Kuzey Anadolu fay hattına uzak konumda bulunmadığından 1939 depremi iki ilçemiz başta gelmek üzere, il genelinde Giresun merkezi de dahil, değişik boyutlarda yıkımlara ve can kayıplarına yol açmıştır. Mevsimin kış olması, depremle oluşan heyelanlar, köprülerin ve bağlantı yollarının ağır hasar görmesi, başta Şebinkarahisar ve Alucra olmak üzere, birçok ilçe ve köylere ulaşımında büyük güçlükler yaşanmıştır. (Ayrıntılı Bilgiler: 1939 Erzincan Depreminin Giresun’a Etkileri - Muharrem Turp Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi 2024)  

Çok sayıda ilimizi etkileyen 2023 Kahramanmaraş merkezli ve 1939 Erzincan depremi gibi büyük ölçekli depremler bize gösteriyor ki, Giresun ili coğrafi olarak birinci derecede tehlikeli deprem kuşağına uzak değildir ve geçmişte yaşadığı deneyimler risk altında olduğunun güçlü göstergeleridir. Heyelan, sel ve su baskını, güçlü fırtınalar gibi meteorolojik kaynaklı bölgesel afetlerin yanında, Giresun tüm il olarak, deprem tehlikesi ve riskine karşı da hazırlıklı ve bilinçli olmalıdır.

Deprem, yer kabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsması olayı olarak tanımlanmaktadır. Deprem bir doğa olayıdır ve oluşumuna engel olmak imkânsızıdır; ancak ve sadece alınacak önlemlerle, başta yıkıma dirençli yapı kültürü ile afet boyutuna dönüşmesi engellenebilmektedir.    
 
Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını, üzerinde bulunan tüm yapılara hasar verip can kayıplarına yol açabilecek şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır. Ülkemizin hemen her yerinde deprem olabilmektedir. Depremden korkmak normaldir; ancak neden olduğu yıkımları ve ölümleri azaltmak veya engelleyebilmek için önlemler alıp, depremden korunmaya ilişkin temel bilgileri öğrenerek, daha güvenli ve sağlıklı bir yaşam sürdürebiliriz.

Unutmayalım; depremin ilk anlarında, dakikalarında, saatlerinde, hatta ilk günlerinde kimse yardımımıza gelemeyecektir. Bizi sadece o anlardaki hazırlıklarımız ve bilgilerimiz ancak koruyabilecektir. Sırf bu gerekçelerle, deprem tehlikesine karşı planlı olmak, ailemizde, iş ve eğitim hayatımızda kimlerin, ne zaman, nerede ve nasıl davranacağını öncenden belirlemek, bizleri olası depremin etkilerinden, tehlike ve risklerinden koruyacaktır.

Bu amaçla, toplumsal bilinç oluşturmak, olası bir depremi en zararla atlatabilmek için bireyin deprem bilinci ya da afet bilinci kültürüne sahip olması büyük önem taşımaktadır. Önemli hatırlatmalarla bitirelim: 1-7 Mart Deprem Haftası’na ilişkin olarak, Üniversitemizin web sayfasında “Haberler” kuşağı altındaki 3 Mart 2023 tarihli “Depremle Yaşamak” başlığını taşıyan; bir deprem öncesinde, sırasında ve sonrasındaki yapılacakları ayrıntıları ile açıklayan makaleyi inceleyebilir, paylaşabilirsiniz. Ayrıca; yaşadığınız şehirde e-devlet üzerinden başvuru ile AFAD Gönüllüsü olabilir; AFAD Acil Mobil uygulamasını telefonunuza indirerek sunduğu olanaklardan yararlanabilirsiniz.

Afetlerde yaşamlarını yitirenleri en derin saygılarımızla anıyor; depremden doğrudan etkilenen ve yakınlarını kaybeden vatandaşlarımızın tarifi imkânsız acılarını bir kez daha paylaşıyoruz.

 
Ertuğrul YALÇIN
Giresun Üniversitesi Sivil Savunma Uzmanı